Yogi, Guru ve Yoga Eğitmeni Ne demektir? Bunlar Arasındaki fark Nedir?


Yoga / Perşembe, Eylül 12th, 2019

Yogi sadece yoga matının üzerinde ya da yoga pratiğini yaptığı yerde değil kendi günlük pratik yaşamında da yogidir. Yogi olmanın ilk şartı Patanjali’nin derlediği Yoga’nın Sekiz Kolu olarak literatüre geçen  bireysel ve toplumsal ahlaki değer ve özdisiplin uygulamalarının toplamı olarak nitelendireceğimiz ilk iki kol olan yama ve niyamaları her daim gözetmek ve yaşamına geçirmektir. Bir yogi kendi benliğinin bütünlüğüne sahip biridir. Zıtlıkları, eril ve dişil enerji nefeslerini, bilgi ve duyguyu, puruşa ve şaktiyi içinde dengelemiş biridir. Benlik bütünlüğü hatha yoga, karma yoga, bhakti yoga ya da sadece dhyana ile sağlanabilir. Bir yogi’nin hayatındaki herşey saf farkındalık merkezlidir.

Bütünlüğü sağlanmış bir zihini mandala ya da yantraya benzetirsek, bütünlüğü sağlanmamış bir zihin karmaşık bir demet çizgiden ibarettir.

Bir guru yogi olmak zorunda değildir ancak bir yogi aynı zamanda bir guru olabilir. Bir Guru enerji aktarımıyla (dikşa) müritinin iç gözünü açan kişidir. Bilgeliğini karşıya konuşmadan iletişime geçerek aktarır.

Bir yoga eğitmeni ise sadece bilgi verendir. Bu bilgi, kendi deneyiminden edindiği ya da kendi gurusu ya da hocalarından edindiği bilgi olabilir. Bir yoga eğitmeni yogi olmak zorunda değildir ancak yogayı yogi olacak kadar içselleştirirse verdiği eğitimin izi öğrencilerinde onları şekillendirecek kadar etkili olur.

YOGA EĞİTMENİ

Yoga eğitmeni ve yoga öğrencisi arasındaki özel dinamikleri anlamak için, öğretilen konunun öncelikle çok iyi anlaşılması gerekir.

Yoga, eğitmenin sınıfında ya da stüdyosunda kendisinden ayrı tutarak paylaşıp dağıttığı kendinden ayrı tutabileceği bir bilgi değildir. Öğretilen şey bir varoluş durumu, bir yaşam biçimidir ve yoga eğitmeninin dokusuyla özdeşleşmiştir ya da özdeşleşmelidir. İşte tam da bu yüzden eğitmen öğrenciyi kendi yoga yolunda ne kadar ilerlemişse ancak o kadar yürütebilir ve ilerletebilir.

Sadece kendisinin keşfettiği mağaralara ışık tutabilir. Öğrencisinin spiritüel arayışı, azmi ve adanmışlığına ancak kendisi de aynı yolun yolcusu ve bir zamanlar orada olduğu için empati gösterebilir. Bu bağlamda, yoga eğitmeninin kişisel ya da özel hayatıyla profesyonel hayatı arasında ikisini birbirinden ayıran bir çizgi yoktur ve olamaz.

Çünkü bu yaşam biçimini eğitmen işine geldiği zaman uygulayıp işine gelmediği zaman uygulamaz ise daha ilk adımda çuvallamış olur. Yoga eğitmeni 11. Sutrada sözü edilen evrensel etik kurallara hem kendi uymalı hem de öğrencilerini evrenin dengesi ve düzeni için uymaya teşvik ve telkin etmelidir.

Sonuçta hayatta yaşayan herkes adalet, dürüstlük, doğruluk, nezaket ve saygı görmek ister ve bu ancak yoganın ilk iki basamağında belirtilen yama ve niyamaların hayata geçirilmesiyse mümkündür.

Bireyin temel doğası bütün (parçalanmamış), iyi ve özgürdür. Yama ve niyamalar bu doğaya atfen geliştirilmiştir. Ayrılık ve kopukluk algısı oluşunca bu etik kurallardan ödün verilmeye başlanır.

Yamalar dünyayla olan ilişkimizi belirler.Tüm canlılara duyulan merhamet ahimsa, doğruluğa bağlılık satya, kendine ait olmayana el uzatmama asteya,cinsel uygunluk brahmaçarya, herşeye açgözlülükle atlamama aparigraha.

Niyamalar, kendimizle olan ilişkimizi belirler. Yani bizi kimse göremezken nasıl yaşıyoruz? Söylediklerimizle yaptıklarımız örtüşüyor mu? Ne kadar bütünüz?

Sauça, beden, zihin ve konuşmanın saflık ve temizliği, santoşa, memnuniyet ve tatminlik duygusu, tapas, ateşimizin,enerjimizin disiplinli bir şekilde kullanılması, swadhyaya hem kendi kendine hem de kendini çalışma, okuma, anlama, işvarapranidhana, İlahi güce ya da yüksek benliğe teslim olmadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir