Seda bir Yol Dervişi


Blog / Cumartesi, Mart 2nd, 2019

Gezginlik benim genlerimde var. Küçük bir kız çocuğu olduğum yıllarda atlas elimden hiç düşmez, hayallerimde büyük bir heyecan içinde, her gün başka bir ülkeyi gezerdim. Benim bu halim evdekilerin de çok hoşuna gidiyor olmalıydı ki, bana “Ailenin Çelebisi” adını takmışlardı. Yetişkin olduğumda, yine hayallerimin peşinden gittim. Kendimi “gezgin” olarak tanımladığım ilk yolculuğum Kenya’ya oldu. 1994 yılıydı. Bağımsız gezgin olmanın tadını bir kere aldıktan sonra artık yerimde duramıyordum. 1996 yılında Amerika ve 1997’de Küba… Bunların hepsi, 1998 yılında çıktığım bir yıllık dünya turuma beni hazırlayan ısınma turlarıydı. Kenya öyle bir tecrübeydi ki; orada yaşadıklarım beni sadece dünya turuna değil, yaşamın ta kendisine hazırlamıştı. Afrika’daki yaşama tanık olmak, insanların yaşam biçimleri, renkler, kokular, güzellikler ve çirkinlikler, iyilikler ve kötülükler… . Hepsi aynı kazanın içinde kaynıyor ve kazandan ne çıkacağı ise büyülü bir gizem. Her gün yeni bir meydan okuma, yeni bir tat ve yeni bir haz. Uzun yıllar Londra’da yaşadım. Orada öğrenci olduğum yıllarda, okulda öğrendiklerimin yanı sıra, bol bol seyahat ederek kişisel gelişimime katkı sağlamayı seçtim. İyi ki de öyle yapmışım, çünkü gezerek öğrendiklerim okuyarak öğrendiklerimden çok daha fazla. Okuldaki öğrenciliğim belki bitti ama hayat yolculuğundaki öğrenciliğim hala devam ediyor. Gezgin olmayı öğrenmek, içine sindirmek bir süreç ve bu süreç içinde ilerlerken öyle bir an geliyor ki; bir bakmışsın sen YOL DERVİŞİ

Seda Shambhavi KERVANOĞLU

bir “YOL DERVİŞİ” olmuşsun. Yol dervişi, öğrenme yöntemi olarak gezmeyi seçmiş bir hayat öğrencisidir. Gezme süreci ve yolda olmak; dervişin hem öğrenme, hem derinleşme,  hem de var olma biçimidir. Yol dervişi olana kadar ilerlediğim yolda çok değiştim, çok dönüştüm. Yollar beni güçlendirdi. Yolların bana öğrettikleri sayesinde, hayatta hiç bir şey beni merkezimden alıp kenara savuramayacağı tecrübeye sahip oldum.. Birçok direncimi kırdım, konfor alanının ne demek olduğunu ve onun dışına nasıl çıkılacağını öğrendim. Ve artık, konfor alanı dışında yaşamanın hayatın sonu olmadığını çok iyi biliyorum.. Gezgin olmanın verdiği haz damarlarımda akmaya başladığı andan itibaren, öyle bir hale geldim ki, artık sabit durduğum yerde bile gezginliğimi sürdürür oldum. Londra’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptığım yıl, Datça’da bir yoga ve meditasyon inziva evi işletmeye başladım. Tek bir yerdeydim, sabittim ama dünyanın her yerinden gelen misafirlerim, anlattıkları ile, her gün beni kendi kültürlerine götürdüler. Dedim ya, ben bir Yol Dervişiyim. Ancak yollar bitmez. Her yıl, birçok gezi yapıyorum. Hatta arkadaş ve öğrencilerime, uzmanlık alanım olan Hindistan’da, rehberlik yapıyorum. Onlar için farklı temalı geziler düzenliyorum. Yol Dervişi olmanın bir başlangıcı var elbet ama sonu yok. Yola bir kere başladın mı, “Ben artık oldum. Bundan sonra oturayım” diyemiyorsun. Nefesim yettiği sürece bu yolculuğa devam edeceğimi biliyorum. Her gün dönüşecek, her gün yeni bir şey deneyimleyeceğim. İçimdeki bilinmeyene yelken açma ve uzak diyarları keşfetme arzusu devam ettikçe, yollara düşmeye devam edeceğim. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir