Bir Zihin Durumu, Meditasyon


Blog, Meditasyon / Cumartesi, Aralık 15th, 2018

Meditasyon Nedir diye Ne Zaman Merak Ederiz ? – 1

Meditasyon zorlanıp çaba harcayarak elde edilen bir zihin durumu değildir. İnsan hazır olduğunda meditasyon durumuna kolayca düşer ve bazen bunu fark etmez. Asıl zorlu olan süreç meditasyon öncesidir. Meditasyona hazırlık insanı yorar, bazen yıldırır. Zira zihnini sakinleştirmek ve durultmak insan varlığın en zor ödevidir. İş önce o ödevin var olduğunu fark etmekle başlar. Herkesin bunu fark etmek için bir hayatı ve o hayat içinde de bir seçimi vardır. Hayatlarımızı seçimlerimizle şekillendirir, derinleştiririz.

Hayat sizin için dünyanın içinde bulunduğu küresel ısınma etkisini içsel olarak göstermeye başlamışsa eğer, meditasyona başlama zamanı gelmiş demektir. Genelde birşeyler yapmamız lazım, bu gidişatı ve hissiyatı değiştirmemiz lazım gibi hisseder ama tam olarak ne yapacağımızı bilemeyiz. Kafamız çoğu zaman kazan gibi kaynar, düşünceler, duygular birbirine karışır ve çoğu zaman karnımıza sancılar girer, başımız ağrır. Artık kendimiz için doğru kararlar alamıyormuşuz gibi gelir ya da her seçimimiz bizi daha da hasta eder.

İşte meditasyona başlama zamanı tam da bu zamandır. Ne yapalım? Nasıl başlayalım? Hangi yöntemi seçelim? Bir kursa mı gidelim? İşte bütün bu soruları merak edenler için yanıtlamaya çalışacağım. Namaste.

Meditasyon Doğanın  Nefes Alış Verişine Odaklanmak – 2

Zihnimiz karışık, kendimiz koşuşturma içindeyken bir çok şeyi fark etmemiz neredeyse imkansızdır. Günler birbirinden önce düşmeye çalışan takvim yaprakları gibi yarışırken,  biz de en az kendimizle yarıştığımız kadar hayatla yarışırız.  

Elimizdeki bu hayatı, ya  bazı eksik kalmış duygu ve ihtiyaçları bastırmak ya da tamamlamak için sürekli doldurmaya çalışırız.  Evlerimiz, gardıroplarımız,  arabalarımız, ofisimiz, çalışma masamız, çocuklarımızın odası ne kadar kalabalık ve tıklım  tıklım doluysa, zihnimiz de en az o kadar yapılacak işler, görülecek yerler, buluşulacak insanlar listeleri, kaygılar, korkular, yarım kalmış duygular, istekler, arzular, pişmanlıklar, içerlemeler ve daha  neler neler ile doludur. İşte bu doluluk bizi bize ulaşmaktan alıkoyan en büyük engeldir. İçimizde sular hiç durulmaz hep bulanıktır ve biz artık hiçbir şeyi net göremez haldeyizdir.

İşte tam da bu an da durup doğanın nefes alış verişine odaklanmalıyız. Doğanın nefes alış verişine odaklanmak demek, kendi nefes alış verişimize odaklanmaktır. Kendi nefes alış verişimizi bile doğanın kucağında daha rahat hissederiz. Meditasyon öncesi yapmamız gereken tek şey kendi doğal nefesimizi bulup ona odaklanmak ve kendi nefesimiz üzerinden doğanın nefesini hissetmektir.

Meditasyona Hazırlık – 3

Artık meditasyon yapmamız gerektiğine ikna olduk ise kendimize sabah erken bir saatte mümkünse güneş doğmadan önce evimizin  havadar ve ferah bir köşesinde rahat bir oturma köşesi seçelim. Her sabah meditasyonu aynı yerde yapmak, enerjisel anlamda bir yoğunluk oluşturacağı için günler geçtikçe zihin o yere oturunca daha çabuk odaklanmaya geçer. O yüzden her sabah oturacağınız yeri belki önce pencereleri açıp havalandırarak ve bir tutam adaçayı yakarak enerji ve prana temizliği yapabilirsiniz.  Eğer tütsü seviyorsanız sandal ağacı ya da sevdiğiniz ve sizi canlı tutacak bir koku seçip yakabilirsiniz.

Koku alma duyumuz direkt limbik sistemi etkileyen ve duyu zihni de diyebileceğimiz  5 duyuyla dışarıdan topladığımız verileri proses eden yani işleyen Manas için çok önemlidir.  Hep aynı kokuyu kullanmak beyinde yeni bir nöroplastisise oluşturarak her o koku duyulduğunda zihnin meditasyon sapağına geldiğini anlamasını sağlar.  Hep aynı köşede oturmak ta benzer etki yapar. Bunların hepsi meditasyonu kolaylaştıcı yardımcılardır. Zihni terbiye etmenin parçasıdır.

Tüm bu hazırlık tamamlanınca seçtiğimiz köşede ya sandalyede tabanlarımız tamamıyla yere basan şekilde ya da yerde bir minder üstünde rahat bir bağdaş pozisyonuna geçebiliriz.  Amaç omurganın doğal kıvrımlarını koruyarak yukarıya uzaması ve göğsün açık olmasıdır. Sandalyede oturuyorsak biraz ucuna gelip ayak tabanlarımızı yere birbirine  paralel  yerleştirelim,  sırtımız  yaslanmadan dik oturalım. Yerdeysek oturma kemiklerinin altına bir havlu ya da battaniyeyi sıkıştırarak  omurganın doğal kıvrımlarını koruyup geriye  kaykılma riskini önleyelim. Omuzlar rahat, çene hafifçe açık tuttuğumuz göğse yaklaşsın ve ense uzun bir konumda, gözlerinizi yumuşak bir şekilde kapatabilirsiniz.

Odaklanma ve nefes çalışmalarında omurganın dik olması ona paralel ilerleyen en önemli enerji kanalımızın (şuşumna) da rahat enerji akışı için açık olmasını sağlar. Göğsün açık olması akciğerleri yüksek kapasitede çalışmasını sağlar ve kürek kemiklerini olmaları gerektiği yere yerleştirir . Ve tüm bunlar en süptil yaşam enerjisi olan pranayı bizim için ulaşılabilir kılar.

Doğal Nefesimi Buluyorum – 4

Sırtımız dik,  göğsümüz açık ve ayaklarımız ya da oturma kemiklerimizle yere köklenmiş şekilde oturuşa geçtikten sonra artık sıra nefesimizi bulmaya geldi. Öncelikle bütün dikkatimizi nefesimize yöneltelim.

Nasıl nefes alıyoruz? İçimize  aldığımız hava bedenimizde nereye kadar ilerliyor? Nerede duruyor? Başlangıç, gelişme ve bitme süreçleri tamamlanıyor mu? Yoksa kesintiye uğrayan  ya da tamamlanmamış hissi veren bir kalıpla mı karşı karşıyayız?  Kendi nefesimizi analiz edip önce onu tanımalıyız.  Nefes alışımızı iyice gözlemleyip uzunluğunu da sayarak tespit ettikten sonra nefes verişimize bakalım. Aynı şekilde  nasıl veriyoruz? Hava dışarı rahatça akıyor mu yoksa biryerlerde takılıyor mu? Nefesi kaç sayıda rahatça veriyoruz?

Alışımız mı daha uzun verişimiz mi? Hayattan doğal ve rahat alıcı mıyız yoksa verici miyiz?

Doğal nefesimizi bulup bir süre doğal nefesimize odaklanalım. Bütün dikkatimiz doğal nefes alıp verişimizde  olsun. Bir süre sonra nefes alış verişinizde bir farklılık sezmeye başlayacaksınız. Dikkatinizi yani dolayısıyla pranayı, yaşam gücü enerjinizi akıttığınız nefesiniz değişmeye, rahatlamaya ve uzamaya başlar. Uzun zamandır sizden görmediği ilgiyi gören bir çocuk gibi sevinir.  Mutlu olur. Nefesiniz artık size kapılarını açmıştır ve artık onu yönlendirmeye başlayabilirsiniz.

 Nefesimiz Dönüşmeye Başlar   – 5

Bütün dikkatimiz nefesimize yoğunlaştığında nefesimiz değişmeye başlar. Nefese yönelttiğiniz dikkat aynı zamanda pranadır. Prana nefesi besler.  Nefes gözlemlenmeye başlayınca değişir, dönüşür. Bunu ilk başta hissetmeseniz bile kısa süre sonra içinizdeki alanın yavaş yavaş genişlediğini, içinizde yeni bir alan açıldığını hissedeceksiniz.

Artık nefes içinizde çalışmaya başlamıştır ve onu yönlendirmeye başlayabilirsiniz. Öncelikle doğal nefesinizi aynı sayıda alıp vererek alış ve verişinizi eşitleyerek başlayın. Sizin için en rahat uzunluğu seçebilirsiniz.  Bu 3 ya da 4 olabilir. Üçe kadar sayarak alın ve yine üçe kadar sayarak verin.  Belli bir süreden sonra bu sayı  kendiliğinden uzar. Zira diyaframınız esnemeye başlayarak daha fazla havaya dolayısıyla prana yani yaşam gücü enerjisine alan açar.

İkinci aşama nefesi istediğiniz yere yönlendirmeye başlamaktır. Şimdi nefesinizi göbek deliğinizin  altına yönlendirin. Bu aslında esnemeye başlamış diyaframın hareketini biraz daha bilinçli bir şekilde barizleştirmektir. Göbek deliğinizin altını bir balon gibi şişirip nefes verirken  karın kaslarınızı bilinçli bir şekilde içeri çekerek bütün havayı dışarı boşaltın. Bu şekilde göbek deliğinin altına nefes alıp vererek karın nefesine geçiş yaparsınız. Alış verişlerinizi rahat hissettiğiniz sayıya eşitleyerek başlayın ve yavaş yavaş verişinizi uzatın.

Üçüncü aşama nefes verişinizi uzatmaktır. 3 sayıda alıyorsanız 5 sayıda verin örneğin ya da 4 sayıda alıp 6 sayıda verin. Bu aşamaları kendinize zaman tanıyarak ve sabırla yapıyorsanız, zihniniz de artık daha sakin ve durgun bir hale dönüşmüş olacak. Nefes çalışmaları akciğer kapasitesini genişletip diyaframı esnetip bedendeki pranayı arttırırken  zihni de sakinleştirir ve durultur. Bu bizim için meditasyona geçme aşamasında en önemli kazançtır.

Nefes Bilinç ve Bilinçsizlik Arasında Bir Köprüdür  – 6

Nefes pranayla beslenince daha bilinçli olur. İlerlediği yolda eli kolu dolu ve donanmış bir elçi gibi dolaşır bedeni. Nefesin rehberi, farkında zihin olunca nefes nereye gideceğini ve bedenin hangi bölgesini besleyeceğini bilir.  Nefes, fizik beden ve pranik beden arasında bir köprüdür. Enerjiyi bedene taşır,  kullanılabilir kılar.

Nefes, geçmiş ve gelecek arasında bir köprüdür.

Şimdide kalmayı sağlar. Şimdide kalmak meditasyonun amacıdır. Şimdide birkaç saniye bile kalmak insanı dönüştürür. Zihni sakinleştirmenin yanı sıra zamanı uzatır. Sıradan zihni hep dolaşmaya alıştığı alanın dışına çıkarır.  Bu insana zamanın ötesine taşınmışlık hissi verir. Anlık sonsuzluk ve ölümsüzlük hissiyatları yaşanır.

Zihin, şimdi köprüsünde ne kadar uzun kalmayı başarırsa o kadar sakinleşir. Geçmişin pişmanlık ve kederlerinden,  geleceğin beklenti ve endişelerinden sıyrılır.  Bu zihne ulaşan ulaşılmaz olur. Kendinin bile erişmek için çok çaba harcadığı o gizli yerde özbenliğiyle buluşmanın coşkusu bazen bir damla gözyaşına dönüşür. Kalbinin bulunduğu yer genişler, sanki bütün evrene orada yer varmış gibi hisseder.  Bu hisleri garipser, ancak bilmez ki gerçek hakikata dokunmuştur. Buna bir kez dokunan asla yeniden oraya dönmekten kendini alamaz.

Zira nefes, insanın içindeki ruh ile yaratıcı ruh arasındaki köprüdür.  Brahman ile Atman arasındaki köprüdür.

Mantra Tekrarlamak – 7

Nefesi gözlemlemeyi ve yönlendirmeyi rahatça yapabilecek duruma geldikten sonra zihne yeni bir oyuncak sunmanın zamanı gelmiştir.  Zihin, çok çabuk sıkılan, daldan dala zıplayıp hoplayan bir maymun gibi olduğu için nefesi sayma işinde ustalaştıktan sonra bir taraftan sayarken bir taraftan akşam  ne yemek yesem, haftasonu nereye gitsem gibi düşünceleri içinden geçirmeye başlar. Arada sayıları şaşırsa da alttan otomatik pilota bağlayarak saymayı başarabilir. O yüzden belli bir süre sonra yöntemi değiştirmekte fayda vardır.

Zihni sabitlemek ve sakinleştirmek için zihnin aynı anda bir tek şeye tutunması gerek, aynen maymunun tek bir dala tutunup orada kalması gibi.

Hep hatırlayın ; tek dal, tek bir görev. Sayı saymak ya da tek bir kelimeyi içimizden tekrar tekrar söylemek.

Yoga geleneğinde tekrarlanarak zihni sakinleşmeye taşıyan araçlara mantra diyoruz. Bu sözcüklerin anlamını bilmemek çoğu zaman zihnin anlam üzerinden çağrışımlara kapılıp kaybolup gitmesini engelleyeceğinden, tekrarlayacağımız sözcüğü sanskrit dilindeki mantralardan seçebiliriz.  Çok fazla mantra vardır ancak başlangıç için tohum mantra dediğimiz tek heceli sözcükleri öneriyorum.

En bilinen ve çok kullanılan OM ile başlayabiliriz.  Öncelikle mantrayı dışınızdan sesli olarak arka arkaya tekrarlayarak başlayın. Bir süre sonra tekrarlama işini içselleştirin.  Om alnımızın ortasına ve epifiz bezine tekabül eden enerji merkezinin  titreşimidir. Bu mantrayı tekrarlamak ve iyi bir odaklanma sağlamak, ajna çakra dediğimiz bu enerji merkezini de güçlendirir.

Değişik dönemlerde, farklı mantralarla çalışılabilir ya da ayurvedik beden tipinize uygun olan tek mantrayla yıllarca değiştirmeden çalışabilirsiniz.  

Önemli olan duyusal zihni durultmak ve sakinleştirmek, arka planda sakince tüm evreni kapsayan akılsal zihne, bilinçte yer ve alan açmaktır. Yani Manas’tan Buddhi’ye geçmektir.

Buddhi bizim evren ve ilahi yaratıcı ile olan bağımızdır. Meditasyon durumuna düştüğümüzde bu deryanın içine dalarız. Her dalıştan çıktığımızda üzerimizde kalan bilgelik damlacıklarının bize verdiği haz, bizi tekrar tekrar oraya dönmeye teşvik eder.

Eşsiz Mücevher Meditasyon – 8

Meditasyon, pranayı yani yaşam enerjisini Manas yani duyuları dışarıdan alıp işleyen, kategorize eden, etiketleyip yerli yerine koyan zihinden alıp, Buddhi yani içsel, ruh ile bağlantılı dolayısıyla yaratıcı ruh ile bağlantılı zihne taşımaktır.

Bu bütün dikkatimizi beş duygudan uzaklaştırıp onu chitta yani en derinde yer alan bilincimiz,  güzel-çirkin,  iyi-kötü gibi duyguların bizde yarattığı hisler ve duygulardan etkilenmeyen o durgun ve sakin nötür alanı keşfetmemizi sağlar. Bu sakin ve durgun, zaman, mekan ve her türlü negatif ve pozitif değerin ötesindeki yere dokunmak ölümsüzlüğü tatmak, hiçliği anlamaktır. Orası hiçbir şeyin olmadığı yerdir.

Manas, buddhi, chitta ve en son ahamkara yani ego sadece zihin olarak bildiğimiz kavramın Sankhya felsefesine göre dört bölümüdür.

Ahamkara, hem hayatta kalmamızı sağlayan en önemli bölüm olmakla beraber hem de çoğu zaman eğer hep ahamkaradaysak başımıza her türlü sorunu getiren, gözümüzü bağlayan, gerçeği saptıran ve olduğu gibi algılamamızı engelleyen bölümdür. Gerçeği olduğu gibi algılayamamak, bizi yersiz korku ve endişelere sürükler.

Zihinde olan bu aslı olmayan endişeler olumsuz duygulara kapılmamızı sağlar. Olumsuz duygular bedenin işleyişini etkiler. Solunum, dolaşım, sinir ve hormon sistemleri bundan olumsuz etkilenir.  Olumsuz etkilenen beden sistemleri bedenin optimum iç dengesi olan homeastazı bozar. Bu da hastalıklara yol açar. İşte uzun vadede stresin yavaş yavaş ve sinsice ilerleyen hastalıklara yol açması böyle olur.

Bu bağlamda, dikkat ve pranamızın hergün düzenli olarak dışarıdan gelen uyaranlar ve dolayısıyla duygulardan çekilip sakin ve durgun bir yerde dinlenmesi zihin/beden sağlığımız için şarttır. Bunun bir huy haline gelmesi eşsiz bir mühevcerdir.

Hari Om Tat Sat

Seda Shambhavi, Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir